Son Dakikada Okul Aramaca

Okulların açılmasına az bir zaman kaldı. Ada bu sene 4. sınıf öğrencisi olacağı için onunla ilgili eğitim yılı programı benim de kafamda şekillendi. Eğer Ada bize bir sürpriz yapmazsa, sadece haftada bir gün tüm hafta okulda işlediği konuları pekiştirebileceği bir üniversite öğrencisi ile seneyi tamamlamak istiyorum. Bunun yanında sosyalleşmesi, spor aktivitelerine devam etmesi çok önemli. Bu yaz tenis öğrenmek istedi. Yaklaşık 2 aydır çok severek oynuyor. Avrupa yakasında durum nasıl, nereye gidilir, ne yapılır bilemiyorum, ama Anadolu yakasında Marmara Üniversitesi’nin Spor Akademisi, çocuklarımıza çok güzel olanaklar sunuyor.

Ada bu sene tenise burada devam edecek. Tabii o tenise devam ederken, Güneş de cimnastik yapacak. Oğlanlar babalarıyla sporlarını yapadursunlar, biz de kızımla bebek yogası yapacağız!

Tabii tüm bu planlar yapılırken, Güneş’den gelen enteresan bir taleple duraksadık. Ailemize katılacak yeni üyemiz okulların açılmasıyla birlikte evimizi şenlendirecek. Bu yüzdendir ki bu sene de Güneş’i okula göndermeyeyim, bizi yanlış anlamasın, “Taze bebek geldi, beni hemen okula gönderdiler” düşüncesinde olup kırılmasın, üzülmesin, travma geçirmesin dedik. Ve konuyu kendisine bıraktık…

Neredeyse yazın başından beri düşünüyor. Hepimizi şaşırtacak bir karar verdi: Okula gitmek istiyormuş! Sonuçta karar onun. Hemen araştırmaya başladım. Sitemize çok yakın bir okul vardı. Siteden bir çok çocuğun gittiği, ailelerin memnun, çocukların mutlu olduğu. Okul el değiştirdi. Yine de bir yerden başlamak lazım diye gittim görüşmeye. Enteresan bi şeyle karşılaştım.

Okul sadece üstün yetenekli çocukları kabul ediyormuş. Peki.

Üstün yetenekli olup olmadığını anlamak için bir test uyguluyorlarmış. Peki.

Bu test belirli bir ücret karşılığında yapılıyormuş. Ona da peki.

Tüm bu testlerden geçince de yıllık öyle bir meblağ ödemeniz gerekiyor ki, akıllara zarar. Benimle birlikte orada olan başka veliler de vardı. Tabii onların çocukları da. Kimisi 2,5, kimisi 3!

Ne yapıyoruz, biz ya?

Bence bunu bizler yapıyoruz.
Bu sisteme düzene, “peki” diyoruz. Onlar ise kendilerini garantiye alma çabası içerisindeler. Bu da yeni nesil pazarlama stratejisi. Okula kabul edeceği çocuğa “üstün” diyebilsin ki, kendini “üstün” olarak konumlandırsın. Çünkü o zamanda bizlerden “üstün” paralar talep edebilsin.

Peki, sevgili “üstün” kurum, benim çocuğum gayet normal, sıradan bir çocuk. Onu bu sınava tabi tuttuğunda hangi “üstün” zekanla onu okula kabul edemeyeceğini söyleyeceksin?

Leave a reply