3 çocuklu annenin bir günü

Üç çocuklu bir annenin bir tam günü nasıl geçer? Buyurun, ben size benimkini anlatayım.

Büyük oğlum “acıktım” dediğinde gün başlar.  Saat 8:00 falandır.

Ben kalkıp çay ve ıhlamur demlerim. O arada kapı çalar, anane ve dede gelirler ellerinde sıcacık ekmeklerle. Ben kısçenin sabah bakımını yaparken, onlar kahvaltıyı hazırlar. O arada koca kişisi, güne merhaba der. Çocukların her biri öpülüp itina ile koklanır. Sofra hazırdır bu sırada, herkes sofrada yerini alır. Kahvaltıda gece görülen rüyalar anlatılır, okul sohbetleri yapılır. Bu arada kısçe de bizimle kahvaltıdadır. Benim yediklerim kendisine bir güzel süt olmaktadır.

Koca kişisi ilk evden çıkan olur her zaman. Kahvaltı sonrası ben de bilgisayarımın başına geçer günlük işlerimi hallederim. Maillerimi okurum, mesajlarıma cevap veririm, fotoğraflarımı düzenlerim. Derken oğlanların okul vakti gelir çatar. Beslenmeler hazırlanır. Dedeleri, önce küçük, sonra büyük oğlan olmak üzere okul dağıtımını yapar. O arada evimizin kadını Cemile çıkagelir. Tüm bunlar olurken arada kısçenin beslenme ve alt değiştirme seanslarını da unutmamak gerekir.

Çalışıyorsam gün içinde birkaç saat taze bebek kokusu alır gelirim. Cemile, evin işlerini hallederken biz annemle akşam yemeği için yiyecek planı yaparız. Babamla gider, taze taze yiyecekler alırız. Başlarız akşam yemeği hazırlığına. Yemekler yapılırken ben yine çalışmaya koyulurum. İşlerimi toparlar, albümlerimi hazırlar, kargoya veririm.

Akşamüstü olmuştur, bir okul dönüşü saati daha gelip çatmıştır. Önce, Güneş doğar evimize o güzel gözleriyle. Ardından Ada gözükür tüm heybetiyle. Okulda olanlar dinlenir bir bardak süt eşliğinde. Kim kiminle ne yapmış, ayağına kim basmış, kim kimi itmiş, dersler nasıl geçmiş, yemekte ne yenmiş…

Çocuklar arkadaşlarına giderler ya da arkadaşları bize gelirler. O zaman da odalarına çekilirler. O arada arkadaşlarım gelir kahveye, çaya sohbete, muhabbete. Bu arada Ada dersine oturmuştur, Güneş kendini oyalayacak başka bişiler bulur.

Akşam olmuştur artık. Koca kişisinin eve gelme saatidir. Sofra hazırlanır. Bizde her türlü yemek hep birlikte yenir. Kocamaaan, upuzun masamız her şeyimizdir. Masamızın dili olsa da konuşsa… Koca kişisi geldiğinde oğlanların birisi beline dolanırken diğeri sandalyenin üstünden pike yaparak boynuna atlar. Eller yıkanır ve masaya oturulur. Yemek yenir, uzuun sohbetler edilir. O arada çayımız hazırdır bile. Annem ve babam bazen bizde, bazen kendi evlerinde olurlar akşam yemeğinde. Yemek sonunda oğlanlar odalarına çekilirler. Artık anne-baba saatidir. Onlar pijamalarını kendileri giyerler, sütlerini alırlar. Her ne yaparlarsa biz görmeyiz!

Artık “annneeee, babaaaa” denmez. Kısçe’nin doyurulma ve alt değiştirme işleri haricinde zaman benim zamanımdır.

Film izleriz, müzik dinleriz, şarap içeriz, yazı yazarız, sohbet ederiz. Bu aralar genelde uyuya kalıyoruz o ayrı. Herkes uyur. Fakat gün benim için devam etmektedir. Geceleri genelde Güneş terler, üstünü değiştiririm. Üstlerini örterim, muhakkak bir kaç kez. En güzeli de gün ağarırken kızı emzirmektir.

Dışarıdan kuşların cıvıltısı gelir. Yeni bir gün başlayacaktır. Ve ben hep şükrederim. Evimin koşuşturmacasına, huzuruna, sağlığına, mutluluğuna. Hiç bitmesin isterim.

Leave a reply